Tüm Yazılar

Para girişi borsayı coşturdu – Iktisat Haberleri

Para girişi borsayı coşturdu

Borsa İstanbul’da son yılların en coşkulu yazı yaşanıyor. İyimserliğin kaynağında para girişleri var. Kapanış ve işlem hacmi rekorları kırıldı. Cuma itibarıyla ağustos ayının getirisi yüzde15’i geçerken borsa tarihinin en verimli ağustos aylarından biri olarak kayda geçiyor. Uzun sayılabilecek bir aradan sonrasında geçtiğimiz iki haftadır yabancı yatırımcılar alım da hayata geçirmeye başladı. Hisse senetlerinde yabancı oranı cuma günü itibarıyla yüzde 34’ün üstünde çıktı. Ağustos ayının ilk günlerinde yüzde 32.70 idi. Fakat ağırlık halen yerli yatırımcıda.

Borsayı yukarıya taşıyan etkenlere bakıldığında;

Pozitif yönde gelen senenin ilk yarısına ilişkin bilançolar ve düşük seyrini sakınan fiyat kazanç oranları, enflasyona karşı getiri arayışı, bu aşamada piyasa bozucu haber akışlarının olmaması benzer biçimde bazı gelişimleri saymak mümkün. Tavsiye olarak görülmemesi şartıyla; BIST100 Endeksi hisselerinde fiyat kazanç oranı averajı 5.6 civarında. Lokomotif banka, tüm ortaklık ve endüstri hisselerinde bu oranlar 2 ile 4 içinde. Bazı banka hisselerinde 2’nin altında olanlar bile var. İlk 6 aylık bilançolar fazlaca iyi ulaşınca hisselerdeki primlere karşın fiyat kazanç oranları yerinde saydı yada düştü. Özetlemek gerekirse fiyat kazanç oranının açılımına bakacak olursak; Firmanın piyasa değerinin bir senelik kârına bölünmesiyle bulunur ve düşük olması tercih sebebidir. Ucuz olarak değerlendirilen hisselere talep de artınca haliyle yükseliş ivme kazanmıştır. Bu açıdan dış piyasalar, gündem, beklenti benzer biçimde piyasa parametrelerine bu ara pek duyarlılık yok. Para akışı izleniyor. Borsa İstanbul’da temel açıdan ucuz konumu sürüyor olsa da teknik açıdan primli diyebileceğimiz bir görünüm var. Çıkışın devamı için para girişlerinin sürmesi gerekecek. BIST100 Endeksi’nin dışarıdan pozitif yönde ayrışması sürüyor. Dış borsalarda çıkış eğilimi devam etmekle beraber daha zayıf ve davranışlarında ölçülü bir görünüm var. Borsa İstanbul’da iyimserlik korunuyor. Sadece pozitif gelişmelerin belli seviyede fiyatlara dahil bulunduğunu dikkate almakta yarar var.

TCMB’DEN SÜRPRİZ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) geçen haftaki toplantısında sürpriz bir karar alarak siyaset faiz oranını yüzde 14’ten yüzde 13 seviyesine çekti. Piyasa beklentisi faizin durağan(durgun) bırakılacağı yönündeydi. ABD ve Avrupa Merkez Bankaları öncülüğünde Çin ve Rusya benzer biçimde birkaç ülke hariç dış dünyada faiz artırım süreci devam ederken, yüksek enflasyon ve döviz kurlarındaki yükselişe karşın faiz indirimi beklenmiyordu. Iktisat yönetiminin yüksek enflasyon ile mücadeleden fazlaca ekonomideki büyümeye öncelik verdiği anlaşılıyor. Ek olarak son haftalarda Türkiye’ye giren dövizin TCMB’nin elini rahatlattığı ilk akla gelen nedenlerden bir oldu. Son üç haftada TCMB brüt rezervlerinde 15 milyar doları aşkın artış var. 98 milyar dolardan 113 milyar dolara çıktı. 12 Ağustos ile biten haftada brüt rezervlerde 5 milyar dolarlık bir artış söz mevzusu. Bankalardaki yabancı para mevduatı ise 300 milyon dolarlık artış ile 217 milyar doları geçti. Toplantı sonrası gösterilen metinin geneliyle karar içinde fazlaca paralellik kurulmasa da “küresel sulh ortamının tekrardan tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlamış olacağı, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler tutumsal faaliyette bir miktar ivme yitirilmesine işaret etmiş olduğu” yönündeki ifadeler TCMB açısından bir gerekçe veriyor. Ek olarak TCMB’nin “siyaset faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen siyaset faiz düzeyinin kafi bulunduğunu değerlendirmiştir” vurgusu da yeni faiz indirimleri olmayacağı benzer biçimde bir görüş veriyor.

BORSA DALGALANDI

Faiz indirimi Borsa İstanbul’da kısa süreli bir dalgalanmaya niçin olsa da tesirleri kısa sürdü ve toparlanma geldi. Sadece döviz kurlarına yükseliş olarak yansıdı ve dolar/TL kuru 18.00 seviyesinin üstünde işlem görmeye başladı. Bir süredir bu seviyeyi geçmekte zorlanıyordu. Faiz düşüşünün kurları yukarı çekmesi piyasa işleyişi gereği olağan bir durum. TCMB rezervlerindeki artış döviz kurlarını baskılamakta kullanılacak mı? Kur artışının enflasyon üstündeki tesiri ne kadar olacak? Hatırlanırsa temmuz enflasyonu birazcık ivme kaybetmişti. Ek olarak TCMB’nin faiz kararının kredi faiz oranlarına ve ekonomideki büyümeye ne seviyede yansıyacağı mevzusu önümüzdeki dönem izlenecek mevzular içinde olacak. Yakından takip edilen öteki parametreler ise Türkiye’nin 5 senelik CDS primi ve eurobond faiz oranları. CDS primi 900 seviyesinden 650 seviyesine çekildikten sonrasında yine 770 seviyelerine yükselirken 10 senelik eurobond faizi %9.2 seviyesini gördükten sonrasında yine %10 seviyesine ulaştı. Dalgalı seyir devam ediyor. Sadece iç piyasaların bu yöndeki gelişmelere tepkisi oldukça zayıf.

BORSADA RALLİ DEVAM EDİYOR

İLK destek 3.000 seviyesinde bulunurken sonraki destek noktaları 2.930 ve 2.850-2.770 seviyelerinde. İlk dirençler ise 3.050-3.100 noktalarında. Çıkış kanal dirençleri olması sebebiyle mühim görülen bu noktalarda kâr satışları gelebilir. 3.100 seviyesinin üstünde kalınması durumunda ise çıkışın devamıyla beraber sonraki dirençler 3.200-3.250 ve 3.500 seviyelerinde. Endekste çıkış trendi enerjisini korumakla beraber kâr satışları görülebilir.

FED TEMKİNİ ELDEN BIRAKMIYOR

ABD Merkez Bankası (Fed), 26-27 Temmuz 2022 tarihindeki son toplantısına ilişkin tutanaklarında üyeler, enflasyonun düştüğüne dair hiçbir kanıt olmadığını ve gelecekteki faiz artırım hızının verilere bağlı bulunduğunu, enflasyon mühim seviyede düşene kadar faiz artırımına devam edilmesi gerektiği görüşündeler. Tutanaklarda, “enflasyonun düşüşünün beklenenden daha uzun sürebileceği belirtilirken para politikası duruşu daha da sıkılaştıkça, ekonomik aktivite ve enflasyon üstündeki tesirleri sebebiyle, siyaset faiz artışlarının hızını yavaşlatmak uygun olabilir.” denildi. Hatırlanırsa temmuz ayında ABD enflasyonu (TÜFE) yüzde 8.6 ile hem beklentilerin hem de haziran ayının altında kalmıştı. Fed para politikasına ilişkin değerlendirmeler de gelmeye devam ediyor. St. Louis Fed Başkanı James Bullard, “Gelecek ay yüzde 0.75 puanlık bir faiz artışından yana bulunduğunu” söylerken Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, ABD merkez bankasının olası bir resesyonu tetikleme pahasına bile “fazlaca fazlaca” yüksek enflasyonu mümkün olan en kısa sürede düşürmesi gerektiği görüşünde. Açıklamalara bakıldığında Fed’e gore önceliğin enflasyonun denetim altına alınmasında olduğu görülüyor.

ALTIN FİYATINDA BASKI SÜRÜYOR

ABD’de temmuz enflasyonun beklentilerin altında kalmasıyla Fed’in faiz artırımlarını yavaşlatması olasılığı ve daha azca şahin siyaset uygulayacağı algısı öne çıkmış, bu durum altının ons fiyatını 1.800 doların üstüne taşımıştı. Bu çerçevede ABD doları zayıflamış ve ABD 10 senelik bono faiz oranı yüzde 2.52 seviyesine kadar çekilmişti. Sadece bu görünüm ondan sonra değişmeye başladı. ABD doları yine kıymet kazanırken Dolar Endeksi 108 seviyesinin üstüne çıktı, ABD 10 senelik bono faizi yükselerek yine yüzde 3.00 seviyesine yaklaştı. Bu görünüm naturel olarak altının ons fiyatını baskıladı ve 1.750 dolar seviyesinin altına kadar gevşetti. Petrol fiyatında ise görülen çıkış denemeleri zayıf kaldı. Temelde ekonomik yavaşlama sinyalleri haricinde İran petrolünün piyasaya gelmesi olasılığının dillendirilmesi fiyatlamaya mevzu olan etkenler. Gelecek hafta veri akışları fazlaca yoğun olmamakla beraber ABD GSYH ve konut satışları, Çin Merkez Bankası faiz sonucu var. Bilhassa konut verileri yakından izleniyor. Çin, İngiltere ve Türkiye’de konut satışlarında bir zayıflama söz mevzusu. Konut sektörü ekonomik görünüm hakkında görüş veren en mühim sektörlerden. İç piyasaların bu dönem dışarıdaki gelişmelere duyarlılığı zayıf görülüyor. Bunun geçici bir durum olduğu unutulmamalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu